Yağız Kutay Yazdı: “Zincirleri Kırdık”

Merhabalar,

Faiz büyük bir sürprizle %25’e çıktı. Bendeniz dahil birçok kişi bu denli bir artırımı beklemiyordu. Ancak bizler için tartışılan konu; olması gereken faiz oranı değildi. Geçmiş tecrübelerden ne olacağını tahmin etmeye çalıştık. TCMB tam bağımsız bir MB gibi davrandı. Yaklaşık 2 yıldır öğretilen ezber bozuldu.

PPK ardından

Faiz kararından hemen sonra açıklanan toplantı notları önemli detayları bizlere gösteriyor. Metin aşağıdaki cümleyle başlıyor:

“Kurul, dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması, fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin devamına karar vermiştir.”

Arada faiz konusunda da önemli ipucu verdi.

“Politika faizi, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirlenecektir. Enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilecektir.”

Ancak faiz ile ilgili asıl mesajı bir hafta sonra, yani 31 Ağustos’ta açıklanan PPK toplantı özetinde vermesini bekliyordum. Faiz ile ilgili ipucu vermekten kaçınmasına rağmen enflasyon çözümü için elini taşın altına koyulacağını belirtti. Size şunu söyleyeyim vergi artışları da yolda.

Hazine Bakanı ne dedi?

Enflasyonu sorun olarak kabul eden ve aksiyon alan ekonomi yönetimi zincirlerinin ilk halkasını kırdı. Faiz kararından yarım saat sonra Mehmet Şimşek Tweet attı:

“Kararlıyız!

Fiyat istikrarı en büyük önceliğimiz…” diyerek piyasaya çok net bir mesaj verdi. Aslında bunu göreve geldiği zamanda yapmalıydı. Ne de olsa bu geç kalmanın bedelini daha fazla faiz arttırarak ödeyeceğiz. Bu bedele hazır gibi görünüyor kendileri. Bizlere de uyarı yapıyor.

Hesap lütfen

5 yıldır ekonomi politikalarında döne döne mevlâna olduk. 2018’de Mehmet Şimşek yerine Berat Albayrak geldi. Ortadoks politikalara geçtik. Çin olacağız dedik. Ne Çin seviyesinde ihracat yapabiledek kadar bu yola baş koyduk. Ne de ithalatta bir adım yol gidebildik. Dövizin patlamasına, rezervlerin erimesine dışardan baktık. Yapısal reform diyenlerle alay ettik.

Daha sonra Ağbal-Elvan geldi. Kendilerine sağlanan alan kadar değişim gayretinde bulundular. 6 bile geçmeden Nebati’yle birlikte aynı faiz inadına geri dönüldü. Sırf kur o gün düşsün diye KKM diye ucube bir enstrüman çıktı. Para politikası yerine koymaya çalıştık. 150 milyar masraf ettik. Kamuda biraz kalan tasarruf kültürü de yerle bir edildi. Gelir dağılımı bozuldu. Seçim bitti rasyonele dönüşten başka çare yok dedik. Ancak 3 ay sonra rasyonele dönüşe izin verildi. Yapılan hataların faturası halka kesildi başka kimse sorumluluk almadı. Şimdi fiyat istikrarı tek önceliğimiz olduğuna karar verdik, acı reçeteyi bu halka ek vergilerle veriyoruz.

Soruyorum size son 5 yılın faturasını her fırsatta tekrar tekrar vergi aldığınız halk mı ödeyecek? Üstelik şirketlere milyarlarca lira vergi muafiyeti yapılırken.

Piyasa 3. kez yanıldı

Önceki 2 PPK kararlarında piyasa beklentisi yönetilemedi. Hepsinde ters köşede bırakıldı piyasa. Türkiye çapında en güvenilir iki anket sonuçları Bloomberg ve Anadolu Ajansı bu süreçte hep yanıldı. En sade özetini incelemenizi isterim.

28 Mayıs sonrası göreve gelen para politikası belirleyicileri teknik olarak daha hazır. 750 bps yükleme ve toplantı sonrası faiz artırımına devam mesajlarını düşündüğümüzde enflasyonla samimi bir mücadele olması piyasanın yeni beklentisi. Yeni süreçte PPK sözlü yönlendirme gücünü daha etkin kullanmalı. Cevdet Akçay’ın tabiriyle faize eksojen değil endojen muamele yapılması için öngörülebilir Merkez Bankası elzem. Doğru para politikası ve piyasayı doğru yönlendiren açıklamalar birbirini tamamlayan olmazsa olmazlardır.

CB Yardımcısı Cevdet Yılmaz da Orta Vadeli Program’da (OVP) söyledikleri de yukarıdaki satırları tekzip eder nitelikte:

Öngörülebilirliği arttırmamız gerekiyor. Zaten OVP amacı da bu. Ekonominin temeli Öngörülebilirliğe dayanıyor. Belirsizlikleri azaltmaya dayanıyor.

Sayın Erdoğan’ın para politikasına etkisi yadsınamaz gerçek. Karardan bir gün önce sorulduğunda neredeyse kimse böyle bir faiz yüklemesi beklemezdi. Alınan karar şunu net bir şekilde gösteriyor ki; Merkez Bankası sonunda tamamen yenilenen kadrosuyla görevinin ne olduğunu bilerek karar aldı. Ancak insanları TL’ye döndürmek o kadar kolay olmayacak. Bunun için önümüzdeki ay yapılacak PPK toplantısı daha kritik.

Eylül’de yüklü faiz arttırmı devam edecek mi? Eğer cevap evet ise merkezi bu hareket silsilesini fiyat istikrar için yaptığını görmüş oluruz. Eğer Ağustos faiz artırmı sadece bu ay için yapıldıysa temel amacın kur istikrarı için yapıldığı fikrine kapılacağım.

KKM’den TL mevduata kayış

KKM borçları önce Merkez Bankasına yıkıldı. Sonra faizleri düştü ve bankalara TL mevduata döndürün mesajı verildi. Bir de üzerine 750 baz puanlık faiz artışı geldi. Meyveleri alınmaya başladı. Kredi kartından kaçış hızlanıyor. Yıllık kredi artış deposu da %60‘lardan %15 bandına kadar düştü. Meali; krediler artıyor ama eskisi kadar değil.

IMF Heyeti

Deneyimli gazeteci Erdal Sağlam’ın gündeme bomba gibi düşen açıklaması sonrası H.M Bakanlığı IMF heyetinin geleceğini kabul etti. Türkiye’nin daveti olmadığını da ekledi yaptığı açıklamada.

Hatırlatmak için;

IMF, 2019’da CHP’den Faik Öztrak ile İYİP’den Durmuş Yılmaz ile görüştüğü için AKP cenahı tarafından deyim yerindeyse kara listeye alındı. IMF her zaman ülkelerdeki siyasi iradelerle ve STK’lar ile görüşüyordu bu yeni bir durum değildi. Ama  o dönemde hükümet tarafından resmen ambargo uygulanmıştı. Ta ki 2023 seçimleri sonrasına kadar… Artık IMF ile ılımlı bir ekonomi yönetiminin gelmesiyle tekrardan görüşmek için zemin yoklanıyor. Derviş dönemi gibi stand-by olur mu? İlk etapta hayır. Ancak bu flört bazı şeylerin başlangıcı olacağa benziyor.

750 baz puan beklenmedik faiz artışı, IMF ve Amerika’da Goldman Sach ile görüşme Türkiye’nin 2018’den sonraki karanlık döneminin bitişini müjdeleyen gelişmeler. Hederodoks saçmalığının bitmesi bütün vatandaşlar için orta vadede çilenin bitişi demek. Tabii ki dereyi görmeden paçayı sıvamamalıyız. Ağbal-Elvan benzeri ara bir dönem olabilir bu yaşadıklarımız. Şans vermeliyiz. Ne zamana kadar? 21 Eylül PPK’sı ilk adım.

Yağız Kutay Işık

 


İLGİLİ HABERYağız Kutay Yazdı: Yağız Kutay Yazdı: “KKM’den Çıkış…”

İLGİLİ HABERYağız Kutay Yazdı: Yağız Kutay Yazdı: “Turizm ve Dış Açık”

İLGİLİ HABERYağız Kutay: Yağız Kutay: “Yaz Sıcaklarında Ekonomiyi Soğutma Sanatı”

İLGİLİ HABERYağız Kutay: Yağız Kutay: “Doğan görünümlü şahin”


Güncel haberler için bizi takipte kalmayı unutmayın!

Yorum yapın