FÖŞ yazdı:  Dünya varlık çağına mı giriyor, yokluk çağına mı?

Merhabalar,

Seçimlerden önce bir yıl sürekli RTE, KK, Meral Hanım, Ali Bey, Ali Bey, Kürt kardeşlerimiz,  Temel Amca diye sayıklamaktan yorgun düşen körpe beynim sonunda akli dengesizliğe kurban düştü ve sitede yürürken yanımdan geçenler bakışlarımdan korkarak psikiatristlerimi göreve davet ettiler.  Tam teşekküllü heyet de acilen tedbil-i hava tavsiye etti.

Uçağa atladığım gibi ABD yolunu tuttum ve daha JFK’den New York’a girdiğimde ruh halim değişti. Çünkü bütün kent esrar kokuyordu ve artık şekerlemesinden birasına kadar tüm türleri mevcut olduğu için herkes yüksek enflasyona rağmen garip bir kafa halindeydi.

Sokakta mis gibi rayihaları derin derin içime çekip rahatladım, arkasından koskoca bir domuz kaburgasını barbeku sosu ve peynirli makarna ile mideye indirerek fiziksel rehavete eriştim. Otelde TV’yi açtım, gündem

  • Trump kaç yıl hapis yatacak?
  • Ereksiyon sorunlarınızı çözmek için çıkan yeni ilaçlar.
  • Bugün kaç etnik azınlık vuruldu?
  • Taco Bell’in 10 bin kalori ihtiva eden, üstüne peynir döşenmiş kızarmış taco’su, üstelik %95 trans-yağlardan oluşan banma sosu da bedava.
  • Fazla yağlarınızdan nasıl kurtulursunuz?
  • Aşırı kilo diye bir sorun yok, şişman güzeldir.

Ohh be, dünya varmış.  2 aydır boş boş duvara bakarak otelin koridorundan gelen kokuları içime çekiyorum, ama bu süre zarfında makale yazmayı de ihmal ettim. Zaten açık söyleyeyim, nerdesye aralıksız 35 yıldır beynimi iğfal eden ilham perisi de beni terketti.  Ama bir şeyler yazmak zorundayım, bu yüzden yeni bir yönteme başvuruyorum. Gün içinde bayık gözlerle ve “çis keyk” yerken okuduğum yüz makaleden en beğendiğimi seçip kendi yorumlarımla paylaşacağım.

Bugünkü makalemizin yazarı, eski IMF ekonomisti Desmond Lachman söze “Tarih, yanlış çıkan, yaygın olarak inanılan uzun vadeli ekonomik tahminlerin çöplüğüdür” diye başlıyor söze,

Reisi’me  kapak olsun.

Desmond Abi öyle devam ediyor: “Önce Rusya’nın, ardından Japonya’nın yemeğimizi  çalacağına inanırken, şimdi  bu iki ekonominin  de betondan ayakkabı giydiğini hatırlıyor musunuz? (Süslü terimlere kafayı takmayın, Desmond Abi’nin de elinde bir nargile var). Ya da daha yakın zamanlarda, düşük enflasyon ve güçlü ekonomik büyümeden oluşan Büyük Ekonomik Ilımlılığının süresiz olarak devam edeceği tezini hatırladınız mı? Heyhat,  yaşlı Gezegen durgunlukla flört ediyor. Küresel enflasyonun yakında birkaç on yılın en yüksek seviyesine ulaşacağı ve dünya ekonomisinin yeniden yükseleceği görüşünün çöpe atıldığını görüyoruz.

Faiz oranlarının sonsuza kadar düşük kalacağı ve büyük bütçe açıkları ve artan kamu borç seviyeleri konusunda aşırı endişelenmemize gerek olmadığı yönündeki geleneksel Modern Para Teorisi bilgeliğinden bahsetmiyorum bile. Derecelendirme kuruluşları bize borcun sürdürülemezliği konusunu hatırlatırken, hükümetlerin artık alıştıklarından çok daha yüksek faiz oranlarıyla kendilerini finanse etmek zorunda kaldıklarını görüyoruz.

Bütün bunlar, aralarında Charles Goodhart ve William White’ın da bulunduğu çok saygın ekonomistlerin yeni ve cesur ekonomik tahminler yapmasını engellemiyor. Geçmiş bolluk çağının yakında yerini uzun süreli bir kıtlık çağına bırakacağı görüşünü güvenle öne sürüyorlar. Bu görüşü, dünyanın Soğuk Savaş sonrası ekonomik refahı destekleyen bir dizi önemli ekonomik eğilimin artık tersine dönebileceği fikrine dayandırıyorlar.

Bu eğilimler arasında küresel işgücünün hızla genişlemesi ve Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne katılımının ardından dünya ekonomisine girişi yer alıyor. Bunlar aynı zamanda dünya ekonomisinin hızla küreselleşmesi ve küresel tedarik zincirlerinin bir ağ gibi yerküreyi örmesine yol açmıştı.

 

“Artık yavaş globalizasyon veya yeniden bloklaşmaya döndük” diyorum içimden.   Biraz önce IMF Başknaı Kristalina Georgieva’yı seyrettim, o da artık üretimin daha pahalı hale geleceğini öne sürdü.

“Ayrıca, artan jeopolitik gerilimlerin  silahsızlanma çağını sona erdirdiği ve sosyal güvenliğe ayrılan bütçe payının düşeceği görüşü de hakim. Bazıları, bu eğilimlerin tersine dönmesiyle birlikte, daha yüksek ücret ve fiyat enflasyonuna ve mal kıtlığına yol açacak bir işgücü sıkıntısı yaşayacağımıza inanıyor”.

 

“Bu argumanlarda kesinlikle önemli bir haklılık payı var. Sonuçta dünya nüfusu hızla yaşlanıyor ve Çin’in ekonomik mucizesi sona ermiş gibi görünüyor. Aynı zamanda, sınır-ötesi ticaret kısıtlamaları artıyor ve sanayileşmiş ülkelerdeki şirketler, tedarik zincirlerinin bozulmasıyla ilgili hoş olmayan COVID deneyiminin ardından girdi üretiminde evlerine yakın ülkeleri tercih ediyor. Bu arada, devam eden Rusya-Ukrayna savaşı ve Tayvan’da Çin’in askeri macerası tehdidi, savunma harcamalarının artırılmasını gerektiriyor”.

Ben  de  bu görüşe büyük ölçüde katılıyorum, ama Lachman önemli bir itirazı dile getiriyor:

“Bununla birlikte, kıtlık çağını başlatacak olan eğilimlerin tersine çevrilmesini fazlasıyla dengeleyebilecek, emekten tasarruf sağlayan hızlı bir teknolojik ilerleme çağının eşiğinde olduğumuz da fazlasıyla makuldür. Yapay zeka, yakında pek çok beyaz yakalı işi tehlikeye atabilecek ve ekonomik üretkenlikte önemli bir sıçramaya yol açabilecek teknolojik atılımlar yapmakla kalmıyor. Daha ziyade yapay zeka devrimine robotik, 3 boyutlu baskı ve sürücüsüz arabalar gibi diğer yıkıcı emek tasarrufu sağlayan teknolojiler eşlik ediyor”.

“Bütün bunlar, uzun vadeli ekonomik tahminlerde bulunmadan önce bir dozdan fazla tevazuya ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. Aynı zamanda ekonomik politika yapıcıların bu tahminleri fazla ciddiye almamaları gerektiğini de vurguluyor. Belki de savaş sonrası bazı olumlu eğilimlerin tersine dönmesi, işgücü kıtlığı ve ekonomik kıtlık dönemini başlatacaktır. Bununla birlikte, günümüzün ekonomik açıdan yıkıcı teknolojisindeki patlamanın tam tersini yaparak aşırı emek arzı, düşen ücretler ve ekonomik bolluk durumuna yol açması da aynı derecede akla yatkındır.

“Dürüst cevap şu ki, bu iki dengeleyici eğilimden hangisinin baskın olacağını yalnızca zaman gösterecek”.

 

Bence fazla beklemeye hiç gerek yok. Evet, 20-30 yıl sonra kıtlığın ortadan kalktığı bir dünyada yaşayacağız. Velakin, önce işler sarpa saracak, çünkü Lachman 2 önemli trendi analizine katmamış. İlki küresel ısınma ve zararlarıyla mücadelenin maliyeti. Önümüzdeki 10 yılda iklim değişikliğinin hasarı her yıl artarken, zengin ülkeler az-çok başlarının çaresine  bakacaklar, ama bizim gibi Orta Gelirli ve fakir ülkeler gittikçe dünya ekonomisiyle yarış etmekte zorlanacak.  İklim göçmenleri küresel düzeni bozacak.

İkinciis, ben Yapay Zeka karamsarı değilim. Uzun vadede insanı yokeden değil, onu daha verimli kılan yakın bir dost olacak.  Ama bu tür tarih değiştirecek keşifler en az 10 yıl yüksek işsizliğe ve sosyal huzursuzluğa neden olur. Bu kez de farklı olmaz. Büyük devletlerin dişinden tırnağına kadar silahlanıp, kamu borcunu artırma kapasitelerinin sınırlandığı bir dönemde, kapitalizm en çileli yıllarını yaşar.  Sistem aksarsa da, yaşamı ona bağlı herkesin canı yanar.


Güncel haberler için bizi takipte kalmayı unutmayın!

Yorum yapın